|
|
|
|
Mehmet GİRGİN |
|||
EĞİTİM ULUSLARI NASIL ZENGİN EDER? |
|||
|
Bilindiği gibi
eğitim politikaları alışılmadık ve karmakarışık bir hale geldi. Dünyada
eğitimdeki ilerleme ile ekonomik başarının yakından ilgili olduğu ve bir milletin
yaşam standartlarını yükseltmesinin en önemli nedenlerinden biri olarak eğitim
görülüyor. Bu anlayışın başlıca nedeni
global rekabet. Global rekabet artık insanlar için tanıdık bir terim
haline geldi ve insanlar bunu kabul etmek zorunda kaldı. Bilindiği gibi eğitimciler diğer okullarla kendilerinin karşılaştırılmasına karşı çıkarlar. Oysa aslında bu gerekli bir şeydir. Çünkü kendisini başka kurumlarla karşılaştırmayan yerler asla başarıyakalayamaz, yerlerinde sayarlar. Yani insanların ilgisini eğitime yönelten son gelişmeler herkesi etrafına daha çok bakmaya ve kendi yöntemlerini dünyanın en iyisini ölçüt kabul ederek değerlendirmeye zorluyor. Eğitim asla ve asla istisna olarak görülmemelidir. Şurası kesin ki artık hiç kimseyi eğitimin önemini anlatmaya gerek yok. Çünkü herkes olayın farkında. Kısa süre önce gençlerimizin çoğu gereğinden fazla eğitim aldıklarını düşünüyorlardı. Bu düşünce sanki bir moda şeklinde yayılmıştı. Artık her şeyin yerini makinelerin aldığı kabul ediliyordu. Temizlikçilere, gece bekçilerine ileri matematik öğretmek israf olarak görülüyordu. Bütün bunlar kulağa ne kadar tuhaf geliyor. Bugün Amerika ve Avrupa’nın gelişmiş ekonomilerinde başlıca ekonomik kaygısı Asya, Latin Amerika,ve Doğu Avrupa ile rekabette kaybedilmesi. Herkesin birleştiği bir nokta ise, yeni filizlenen bu ekonomiler arasında en başarılı olanların çalışanlarını, Batı’da ulaşılan düzeyde ve bazı durumlarda daha da üzerinde eğitmiş durumda oldukları yönünde. Zengin ülkelerde görülen olay şu. Meslek çeşitleri hızlı bir değişim içinde ve üretim sektörünün yerini modern hizmet sektörleri alıyor. Yeni faaliyetlerin ortak yanı eskiye göre daha çok bilgiye dayanması. Yarının sanayii, üretim ve hizmet sektöründe olduğu gibi , düğmeye basmaktan çok daha fazlasını gerektirecek. Okumuş, rakamlarla arası iyi, uyumlu, yetiştirilebilir; yani eğitimli eleman isteyecek. Öğretmenler ve eğitim politikaları üzerinde çalışanlar herkes gibi dünyaya bakarak en iyi uygulamayı aramayı başlatırlarsa ne bulacaklar? Birincisi, şaşırtıcı biçimde geniş ve dolayısıyla bilgi verici performans çeşitliliği. İkincisi, bu çeşitliliğin sebebinin düşündüklerinizle pek ilgisi olmadığı. Son yıllarda yapılan bir araştırmada ülkelerin öğrenci başına harcadıkları zaman ele alındı. Çek Cumhuriyeti öğrenci başına Amerika’nın üçte biri kadar zaman harcadığı belirlendi. Bu konudaki en cömert ülkeler orta ya da kötü sonuçlar elde etti. Öğrenci başına düşen öğretmen sayısı ve bir konuda çalışmaya ayrılan süre, artık o kadar önemli değil. Akademisyenler Japonya gibi ülkelerin neden bu kadar başarılı olduğunu sorgulamaya başladı. Veriler bunun anahtarının öğretim yöntemlerinde olduğunu gösterdi. Bunun gibi çok daha ayrıntılı karşılaştırmaların eğitim tartışmasını , hükümetlerin ne kadar bütçe ayırmaları gerektiğine dair yorucu çalışmaların ötesine götüreceği kesin. Sonuç olarak “herkes yeni global ekonominin bir parçasıdır ve okulların da katılmasının zamanı gelmiştir.” |
|||
|
|
|
|
|
|