- Satış, geçmiş zaman siğasîyle olan icab ve
kabûl ile bağlanır.
- İki taraftan biri satışı icâb yaparsa, diğeri muhayyerdir. Satışı, dilerse o
mecliste kabûl, dilerse rem eder. Taraflardan hangisi, kabulden önce
meclisten
kalkarsa icâb bozulur.
- İcâb ve kabulün meydana gelmesi halinde satış kesinlikle yapılmış olur. Artık
taraflardan hiçbiri için muhayyerlik yoktur. Ancak malın ayıbından veya görülmemiş
olmasından muhayyerlik hakkı doğar.
- Satışın cevazında, işaretle malum olan bedelin miktarını bilmeğe ihtiyaç
yoktur.
- Mutlak bedellerin ise miktarı ve sıfatı belli olmadıkça sahih olmaz.
- Satışın peşin bedelle veya vadesi belirli olmak şartıyla veresiye yapılması
câizdir.
- Bir kimse satış bedelini mutlak olarak zikretse, memleketin en çok kullanılan
parasına yorumlanır.
- Para çeşitli olursa, içlerinden biri belirtilmediği takdirde satış fâsiddir.
- Buğday, arpa ve sâir hubûbatın kile ile veya götüre olarak, yahut miktarı belli
olmayan muayyen bir kap ile veya ağırlığı bilinmeyen muayyen bir taş ağırlığı
ile tartılarak satılabilir.
- Arpa, buğday gibi yığın hâlindeki bir mahsul, her ölçeği bir dirheme satılsa,
satış ancak bir ölçek için câiz olur.
- Bu hüküm İmâm-ı A’zam’ (R.A) a göredir. Diğerlerinde satış bâtıldır.
Ancak satıcının, ölçeklerin sayısını belirtmesi hâlinde satış, belirtilen
ölçekler için câiz olur.
- (İmâmeyn (Rh.Aleyhimâ) e göre ; her iki surette satış câizdir.)
- Bir kimse sayısı belli olmayan bir sürü koyunu her biri 1 dirheme diyerek satmış
olsa, tümü satış fâsiddir. Bunun gibi 1 top kumaşı her arşını 1 dirheme diyerek
satıp da arşın miktarını zikretmese, satış yine fâsid olur.
- Bir kimse yığın halinde 1 mahsülü, 100 ölçek olmak üzere 100 dirheme satın
alsa, eksik çıkması halinde muhayyerdir. Dilerse satışı fes eder, dilerse o mevcut
hisseyi, bedelini vererek satın alır. Fazla çıkarsa artan satıcınındır. (Müşteri
için muhayyerlik yoktur.)
- Bir kimse, 10 arşındır diye, bir kumaşı 10 dirheme veya 100 yüz zirâ’ karedir
diye, 1 arsayı 100 dirheme satın alsa, söylenilen miktardan noksan çıkması halinde
muhayyerdir. Dilerse malın fiyatın tümüyle alır, dilerse bırakır. Fazla çıkarsa,
fazlası müşterinindir. Satan için muhayyerlik yoktur.
- Şayet satıcı:“ Ben, bunu sana 100 metrekaredir, diye 1 metrekaresini 1 dirheme
sattım” dese, müşteri de eksik bulsa muhayyerdir. Dilerse hissesine düşen bedelini
ödeyerek o yeri alır; dilerse bırakır. Eğer fazla çıkarsa müşteri yine
muhayyerdir. Ya yerin tamamını, metrekaresini 1 dirhem üzerinden satın alır veya
satışı fesheder.
- Bir kimse 1 hâne satmış olsa, ona âit olan binâ
ayrıca zikredilmemiş olsa da satışa girer.
- Bir yerin satışında, ayrıca zikredilmemiş olsa da üzerindeki hurma ağaçları
satışa dahildir.
- Arazi satışında, önceden söylenmedikçe, üzerindeki ekin satışda dahil olunmaz.
- Hurmayı veya üzerinde meyve bulunan 1 ağacı satması hâlinde, alıcı meyveyi şart
koşmammış ise, o ağacın meyvesi satıcınındır. Satıcıya, “meyveyi devşir,
ağacı teslim et denilir.”
- Bir kimse, henüz olgunlaşmayan veya olgunlaşmak üzere olan bir hurmayı satsa,
satış câizdir. Müşteri, derhal hurmayı devşirmek zorundadır. Eğer ağaçta
bırakılmasını şart koşarsa satış fâsiddir.
- Bir meyveyi, belirli sayıda birkaç ölçeği istisnâ ederek satmak câiz değildir.
- Buğdayı başağında, baklayı kabuğunda satmak câizdir.
- Ev satışlarında, o evin kilit ve anahtarları dahildir.
- Satılan malın tartı ve ölçü ücreti satıcıya, bedelin;(gümüş veya altın veya
ölçü ve tartı malı ise) tartı ücreti müşteriye aittir.
- Bir kimse bir malı bir bedel karşılığında satsa, önce müşteriye, “malın
bedelini öde!” denir; ödediği takdirde, satıcıya “malı teslim et!” denir.
- Malı mal mukbilinde veya parayı para mukabilinde satan kişilere teslim ve
tesellümün aynı anda yapılması söylenir.
|