Girişimci Güç

Girisimci Güç Online Sayi 1


EditordenGirisimcilik
Is Fikirleri
Yonetim
Egitim
Satis Artirma Yollari
Tarih
Soylesi
Sanayiciler
Ilmihal'den
Fikir
Yaz Isleri

Arsiv

Goruslerinizi Bize Bildirin
Bize Ulasin

Ana Sayfa

tarihyazi.gif (3677 bytes)

Ömer SAZLAK
S.D.Ü TARİH 1

MİRYEKEFELON SAVAŞINDA ISPARTA’NIN ÖNEMİ

      Bilinen mazisi üç bin yıl ötelere kadar giden Türk Tarihi pek çok savaşlarla doludur. Bu savaşlar arasında ırkın kaderini değiştiren birkaç büyük savaş vardır ki bunlardan biri de Miryekefalon Savaşıdır.
     Bu savaş Türk tarihi için çok mühim bir dönüm noktası olmuştur. Malazgirt Savaşı ile Türk ırkının büyük bir kısmını teşkil eden Oğuz Türkleri Anadolu’yu vatan edindi bu savaşın neticesinde ise artık bir daha terk edilmemek üzere anavatan haline geldi. Türk ve Tür
k tarihi içinde yeri ve önemi tartışılmaz olan vatan koruyan bir zaferdir. Bu savaş neticesinde biz 823 yılından beri bu toprak üzerinde hür ve müstakil bir millet olarak yaşıyoruz. Artık bu topraklar bizim için varlığımızın bir parçası değil, ta kendisidir. Çünkü millet olarak kendimizi onun dışında, onsuz tasavvur dahi edemiyoruz. O bizim için varoluş temeli yaşama kaynağıdır. Bundan dolayı ona en yüksek kıymet nazariyle bakıyoruz.
     Bize düşen vazife, tarihimizi iyi bilmek iyi anlamak, sahte tarihçilere fırsat vermemektir.
    Bize kalan aziz borç, asırlık zamanlardan tarihi temizlemek sahte kahramanlardan diyor şair. Bizim görevimiz bu olmalı Cörcil: Ne kadar geriye bakarsanız o kadar ileriyi görürsünüz diyor. Tarihe, geçmişe bakmak asla gericilik değildir. Bugün Avrupa buna en güzel misaldir. Onlar kendi tarihleriyle yetinmeyip bizim tarihimizi bizden iyi biliyorlar ve iyi öğreniyorlar. Bugün en ünlü Türkologlar yabancılardan çıkmaktadır. Eğitimimizdeki kendini çağdaş sayan yobazlar Avrupa’yı da mı görmüyorsunuz? Her şeyini almak için yarıştığınız Avrupa’nın bu yönü hiç mi dikkatinizi çekmiyor? Ne yazık ki bizim bu çağrışımlarımız dikkate alınmadığı gibi gericilik damgası yiyoruz.
     Her neyse biz bu mevzumuzu dağıtmayalım. Miryekefolon Savaşının nerede, hangi mevzide geçtiği tarihçilerimiz tarafından açıklığa kavuşturulamamıştır. Bu savaş hakkında çok çeşitli polemikler yapılmıştır. Bizim için esas niteliğinde olan, bu savaşın ISPARTA çevresinde geçmesidir. ISPARTA bu rolüyle tarihi bir öneme sahiptir. Fakat şunu üzülerek belirtmeliyim ki birçok vatandaşımız, öğrencimiz hatta öğretmenlerimiz bu savaşın nerede geçtiği konusunda yeterli bilgiye sahip değillerdir.
     Bu savaşın nerede geçtiği hakkında muhtelif görüşlere bakacak olursak, Selçuklu Tarihinin dünya çapında tanınan büyük ve eşsiz uzmanı rahmetli hocamız “Selçuklular zamanında Türkiye” adlı eserinde bu savaştan geniş ölçüde bahseder. “Bizans ordusu Denizli’den çıkarak Menderes yukarılarından Homa ve aradan da Miryekefalon denilen dar, sarp bir vadiye girdi. Sybrize denilen çıkış yerinde sultanın kurduğu pusuya düştü. Böylece, Kılıç Arslan planında muvaffak olarak büyük Bizans ordusunu 1176 Eylülünde bozguna uğrattı.
     Prof. Dr. İbrahim KAFESOGUZ bütün ömrünü Türk Gençlerine ve aydınlarına istikrarlı ve doğru bir tarih şuuru vermek gayretiyle hayatını geçiren hocamız, bu savaşı şöyle ifade eder: “Kılıç Arslan Türkmen kuvvetlerinin maharetle tatbik sahte rical sayesinde , Denizli civarında , Poran Gölü yakınındaki dar ve sarp Miryekefolon vadisine sokmaya muvaffak olduğu Bizans Ordusunu imha etti(Eylül 1176).
     Prof. Dr. Mehmet Altay Köymen ise vatan koruyan meydan muharebesi olarak vasıflandırdığı bu savaşın yerini Cordak geçidi şeklinde zikrederek savaş yerinde bir saha içinde araştırma yapma imkanı bulamadığını ifade etmiştir. Merhum Prof. Dr. Kudret Ayiter Miryekefelon’un Çivril, Kufi vadisinde aranması gerektiğini savunmuş ve bu görüşten hareketle Prof. Dr. Bilge Umar savaşın Kufi Çayı vadisinde yapıldığı kanaatine varmıştır.
     Miryekefelon yapıldığı yer hakkında ileri sürülen görüşlerden hareketle Türkün bu ünlü zaferine başta Civrilliler olmak üzere, Gelendostlular, Yalvaçlılar sahip çıkmış ve kutlama şölenleri , düzenler olmuşlardır.
      Bu durum bizi bir hayli sevindirmektedir. Çünkü başta değindiğimiz gibi geçmişine sahip çıkmayan milletleri her durumda zor günler bekler. Başka bir deyişle biz bu tarihi vakıalara sahip çıkar, araştırır, onu öğrenmeye çalışırsak aydınlık günlere emin adımlarla gidebiliriz. Fakat bu hıyanet ve aslını inkar eden haram zadelikten, batı karşısında bu derece zelil duruma düşen sapkınların gaflet ve dalaleti karşısında kahir ekseriyet milli şuur içinde şairin :

Bilmiyorum nereden gelip nereye gittiğimi.
Geçmişimi inkâr ettikçe eriyip gittiğimi

      Beytini hatırlayarak tepkisini gösteriyor. Unutulan ve unutturulmaya çalışılan dini ve milli günleri kendi imkânları nispetinde kutluyor. İçimizde yaşayan bir zümre vardır ki bunların yıllardır beyinleri batı kültürü ile yıkanmıştır. Aşağılık kompleksi içerisinde Türkiye ve İslav’a ait olan bütün değerleri küçük görürler. Avrupa’ya yaklaşabilmek için onlar da etnik ve kültürel bakımdan benzeştiklerini ispat etmeye çalışırlar. İşte bu milyonda birlik zümreye ait kabiliyetlerdir.
      Bu makalenin asıl konusu bu olmamakla beraber, gayemiz bakımından bu hususlara değinmek görevimizdir. Biz burada Türkiye tarihinin en önemli dört savaşından biri olan Miryekefelon Zaferi münasebetiyle bu ehemmiyetli konuya temas ettik. Yakında kutlayacağımız 26 Ağustos Malazgirt ve 30 Ağustos Başkomutanlık Zaferi’nde gösterdiğimiz coşku ve şevki aynı önemdeki ?. Kılıç Arslan’ın 17 eylül 1176 da kazandığı zaferin aynı şevk ve heyecanla kutlanması ve bütün Türkiye’ye yaygınlaştırılarak anılmasını dileyerek bu makaleyi kaleme aldık.
     Türkiye tarihinde Türk Milletinin kaderini etkileyen, istikbâlini yönlendiren dört önemli savaş vardır.
     Bunlardan birincisi 26 Ağustos 1071 deki Alparslan’ın Malazgirt Zaferi ve ondan sonra gelen 17 Eylül 1176 da ki ?. Kılıç Arslan ‘nın 17 Eylül 1176 da ki ?. Kılıç Arslan’ın Miryekephalen(Güçbel) zaferidir. Bu savaşlar , Türkün vatanına sahip olma, edebiyen sahip kalma savaşıdır. Bizim Güçbel Rumlar’ın ise Miryokefelon Savaşı dediği bu savaş Türk Milletinin 823 yıl önce yaptığı Anadolu’nun sahibi olarak kalmanın ilk mücadelesidir. Bu kadar hususiyetli bir tarihi öneme sahip bu zaferi lâyıkıyla kutlandığı bir yana öğrencilerimize, halkımıza anlatabiliyor, öğretebiliyor muyuz? Daha yerini edebilmek için uğraşıyoruz.
     İmpartor Manuel o güne kadar tevekkül ettirdiği orduların en kalabalığını meydana getirdi. İmparator Ayasofya’da dîni tören yaptıktan sonra Anadolu’yu yeniden almak üzere sefere çıktı Sultan ?. Kılıç Arslan bir yandan sulh teşebbüslerini sürdürürken, diğer yerden oldukça kalabalık olan düşmanı zor durumda bırakmak için elinden geleni yapıyordu. İmparator , Sultanı yenemeyeceğine çok emindi
     Çivril’in kuzeyinde Kufi boğazında ve onun sarp ve dik çıkak vadisine giren Bizans öncü kuvvetleri ?. Kılıç Arslan’ın vadinin geçidini kapattırmasıyla düşmanın ikiye ayrılmasını sağlamıştı. Vadiye sevk ettiği Türk Kuvvetleri Bizans ordusunu yoğun ok yağmuruna tutmuş ve Bizans ordusunun sol kanadını imha etmişti. Geçit tamamen Türk Kuvvetlerince kapatılmış olduğundan dar vadide sıkışıp kalan bu Bizans kuvvetleri parça parça edilmişti.
     İmparator Manuel ordusunun önce sol ve sağ kanadının daha sonra artçı kuvvetlerinin imha edilmesini üzüntüyle seyretmekten başka bir şey yapamamıştır. Böylece bu mevkide Türk sultanı ?. Kılıç Arslan tarihin büyük imha savaşlarından birini yapmış çok büyük bir zafer kazanmıştı. ?. Kılıç Arslan ‘nın dahiyane siyaset ve taktiği ile kazanılan bu zaferin Türkiye çapında kutlanmasını temenni ediyoruz. Bizlere bu toprakları bırakan şanlı ecdadımızın kanında eski akıncı kanı vardı. Fakat kalpleri ve kafaları, İslâmiyet’in imân-ı ve İslâm medeniyetinin ana fikirleri ile dolu idi. Zafer kazanmakta savaşçılığın şüphesiz rolü vardır. Fakat mühim mesele zaferi kazanmak değil, onu bir temel yaparak sürekli bir devlet ve medeniyet kurmaktır. Bizim görevimiz bize bırakılan bu büyük medeniyeti korumak ve yaşatmaktır. Türk milletinin tarihi şerefli bir geçmişe sahiptir. Onu iyi okuyup iyi anlamamız, bizim yolumuzu açarak yine o kudretli dönemleri yaşama fırsatı bulmamızı sağlayacaktır.
     Bu derce hususiyetli bir zaferin Isparta sınırları içerisinde geçmiş olması şehrimizin önemini bir kat daha artırıyor. Bize düşen vazife, ecdadımızın bu topraklar üzerinde savaşıp, canlarını feda ettiği bu zaferi en iyi şekilde kutlamak ve bu coşkuyu yurt geneline yaymaktır.

KAYNAKLAR

1-Prof. Dr. Osman TURAN (Selçuklular Zamanında Türkiye)

2-Prof. Dr. İbrahim KAFESOĞLU

3-S.D.Ü FEN-EDEBİYAT FAK. (Sosyal Bilimler Dergisi say:2 Yıl:1996 )

4-Yılmaz GÜRBÜZ ( Anadolu’nun Türkleşmesinde ?. Kılıç Arslan  ve Güçbel zaferinin Rolü)


Sayfanın Başına DönBir Sonraki Sayfa

Tasarim: Selman Kuzgun