|
|
|
|
Ömer SAZLAK |
|||
MİRYEKEFELON SAVAŞINDA ISPARTA’NIN ÖNEMİ |
|||
|
Bilinen mazisi üç bin yıl ötelere kadar giden Türk Tarihi pek çok savaşlarla
doludur. Bu savaşlar arasında ırkın kaderini değiştiren birkaç büyük savaş
vardır ki bunlardan biri de Miryekefalon Savaşıdır. Bu savaş Türk tarihi için çok mühim bir dönüm noktası olmuştur. Malazgirt Savaşı ile Türk ırkının büyük bir kısmını teşkil eden Oğuz Türkleri Anadolu’yu vatan edindi bu savaşın neticesinde ise artık bir daha terk edilmemek üzere anavatan haline geldi. Türk ve Türk tarihi içinde yeri ve önemi tartışılmaz olan vatan koruyan bir zaferdir. Bu savaş neticesinde biz 823 yılından beri bu toprak üzerinde hür ve müstakil bir millet olarak yaşıyoruz. Artık bu topraklar bizim için varlığımızın bir parçası değil, ta kendisidir. Çünkü millet olarak kendimizi onun dışında, onsuz tasavvur dahi edemiyoruz. O bizim için varoluş temeli yaşama kaynağıdır. Bundan dolayı ona en yüksek kıymet nazariyle bakıyoruz. Bize düşen vazife, tarihimizi iyi bilmek iyi anlamak, sahte tarihçilere fırsat vermemektir. Bize kalan aziz borç, asırlık zamanlardan tarihi temizlemek sahte kahramanlardan diyor şair. Bizim görevimiz bu olmalı Cörcil: Ne kadar geriye bakarsanız o kadar ileriyi görürsünüz diyor. Tarihe, geçmişe bakmak asla gericilik değildir. Bugün Avrupa buna en güzel misaldir. Onlar kendi tarihleriyle yetinmeyip bizim tarihimizi bizden iyi biliyorlar ve iyi öğreniyorlar. Bugün en ünlü Türkologlar yabancılardan çıkmaktadır. Eğitimimizdeki kendini çağdaş sayan yobazlar Avrupa’yı da mı görmüyorsunuz? Her şeyini almak için yarıştığınız Avrupa’nın bu yönü hiç mi dikkatinizi çekmiyor? Ne yazık ki bizim bu çağrışımlarımız dikkate alınmadığı gibi gericilik damgası yiyoruz. Her neyse biz bu mevzumuzu dağıtmayalım. Miryekefolon Savaşının nerede, hangi mevzide geçtiği tarihçilerimiz tarafından açıklığa kavuşturulamamıştır. Bu savaş hakkında çok çeşitli polemikler yapılmıştır. Bizim için esas niteliğinde olan, bu savaşın ISPARTA çevresinde geçmesidir. ISPARTA bu rolüyle tarihi bir öneme sahiptir. Fakat şunu üzülerek belirtmeliyim ki birçok vatandaşımız, öğrencimiz hatta öğretmenlerimiz bu savaşın nerede geçtiği konusunda yeterli bilgiye sahip değillerdir. Bu savaşın nerede geçtiği hakkında muhtelif görüşlere bakacak olursak, Selçuklu Tarihinin dünya çapında tanınan büyük ve eşsiz uzmanı rahmetli hocamız “Selçuklular zamanında Türkiye” adlı eserinde bu savaştan geniş ölçüde bahseder. “Bizans ordusu Denizli’den çıkarak Menderes yukarılarından Homa ve aradan da Miryekefalon denilen dar, sarp bir vadiye girdi. Sybrize denilen çıkış yerinde sultanın kurduğu pusuya düştü. Böylece, Kılıç Arslan planında muvaffak olarak büyük Bizans ordusunu 1176 Eylülünde bozguna uğrattı. Prof. Dr. İbrahim KAFESOGUZ bütün ömrünü Türk Gençlerine ve aydınlarına istikrarlı ve doğru bir tarih şuuru vermek gayretiyle hayatını geçiren hocamız, bu savaşı şöyle ifade eder: “Kılıç Arslan Türkmen kuvvetlerinin maharetle tatbik sahte rical sayesinde , Denizli civarında , Poran Gölü yakınındaki dar ve sarp Miryekefolon vadisine sokmaya muvaffak olduğu Bizans Ordusunu imha etti(Eylül 1176). Prof. Dr. Mehmet Altay Köymen ise vatan koruyan meydan muharebesi olarak vasıflandırdığı bu savaşın yerini Cordak geçidi şeklinde zikrederek savaş yerinde bir saha içinde araştırma yapma imkanı bulamadığını ifade etmiştir. Merhum Prof. Dr. Kudret Ayiter Miryekefelon’un Çivril, Kufi vadisinde aranması gerektiğini savunmuş ve bu görüşten hareketle Prof. Dr. Bilge Umar savaşın Kufi Çayı vadisinde yapıldığı kanaatine varmıştır. Miryekefelon yapıldığı yer hakkında ileri sürülen görüşlerden hareketle Türkün bu ünlü zaferine başta Civrilliler olmak üzere, Gelendostlular, Yalvaçlılar sahip çıkmış ve kutlama şölenleri , düzenler olmuşlardır. Bu durum bizi bir hayli sevindirmektedir. Çünkü başta değindiğimiz gibi geçmişine sahip çıkmayan milletleri her durumda zor günler bekler. Başka bir deyişle biz bu tarihi vakıalara sahip çıkar, araştırır, onu öğrenmeye çalışırsak aydınlık günlere emin adımlarla gidebiliriz. Fakat bu hıyanet ve aslını inkar eden haram zadelikten, batı karşısında bu derece zelil duruma düşen sapkınların gaflet ve dalaleti karşısında kahir ekseriyet milli şuur içinde şairin : Bilmiyorum
nereden gelip nereye gittiğimi. Beytini
hatırlayarak tepkisini gösteriyor. Unutulan ve unutturulmaya çalışılan dini ve milli
günleri kendi imkânları nispetinde kutluyor. İçimizde yaşayan bir zümre vardır ki
bunların yıllardır beyinleri batı kültürü ile yıkanmıştır. Aşağılık
kompleksi içerisinde Türkiye ve İslav’a ait olan
bütün değerleri küçük görürler. Avrupa’ya yaklaşabilmek için onlar da etnik ve
kültürel bakımdan benzeştiklerini ispat etmeye çalışırlar. İşte bu milyonda
birlik zümreye ait kabiliyetlerdir. KAYNAKLAR 1-Prof. Dr. Osman TURAN (Selçuklular Zamanında Türkiye) 2-Prof. Dr. İbrahim KAFESOĞLU 3-S.D.Ü FEN-EDEBİYAT FAK. (Sosyal Bilimler Dergisi say:2 Yıl:1996 ) 4-Yılmaz GÜRBÜZ ( Anadolu’nun Türkleşmesinde ?. Kılıç Arslan ve Güçbel zaferinin Rolü) |
|||
|
|
|
|
|
|