Girişimci Güç

Girisimci Güç Online Sayi 1


EditordenGirisimcilik
Is Fikirleri
Yonetim
Egitim
Satis Artirma Yollari
Tarih
Soylesi
Sanayiciler
Ilmihal'den
Fikir
Yaz Isleri

Arsiv

Goruslerinizi Bize Bildirin
Bize Ulasin

Ana Sayfa

yonetimyazi.gif (4476 bytes)

NASIL REKABET EDEBİLİRİM!


    REKABET GÜCÜ BELİRLEYİCİLERİ

  • VERİMLİLİK

    Verimlilik rekabet gücünün belirlenmesinde kullanılan en önemli unsurlardandır. Temel anlamda verimlilik eldeki kaynaklarla (giderlerle) azami ürünün (çıktıların) elde edilmesi ya da belirli bir ürünün mümkün olan en az kaynakla sağlanmasıdır.
    Bir firma için verimlilik ne kadar üst düzeyde ise firmanın rekabet gücü düzeyi de o oranda yüksek olacaktır. Firmanın rekabet gücünü belirleyen verimliliği etkileyen şartlar ve faktörler şunlardır.

  • İŞGÜCÜ PİYASANIN ESNEKLİĞİ

    İş gücü piyasasının esnekliği işletmenin daha fazla kişi istihdam etmesini ve daha etkin biçimde verimli çalışmasına bağlıdır. Ayrıca kişilerin kendilerine en uygun işleri bulması ve daha verimli, daha sorumlu çalışması iş gücü piyasasının esnekliğinde etkendir.
    İş gücü piyasasının esnekliği konusundaki bir başka önemli husus da eğitim ve öğretimdir. Eğitim gençlerin okuldan iş hayatına daha çabuk ve daha kolay uyum sağlayabilmeleri ve iş gücü piyasasını ve ihtiyaç olan becerileri kazanabilmeleri açısından çok önem taşımaktadır. Diğer taraftan modern koşullar yakalayan eğitim ve öğretim sistemleri aynı zamanda işgücü piyasasının yenilik ve değişikliklere daha kolay uyum sağlayabilmesinin ön şartıdır. Bu yüzden eğitim ve öğretim kalitesi artırılarak, firmaların isteklerine uygun hale getirip firmaların daha çok sayıda eleman istihdam etmeleri sağlanabilir.

  • TEKNOLOJİK YENİLİKLER

     Firmaların rekabet güçlerini belirleyen önemli faktörlerden biri de teknolojik gelişmeleri ve yenilikleri takip etme hızlarıdır.
    Yapılan birçok uluslararası araştırma bir firmanın performansını etkileyen en önemli unsurun ürün ve hizmet kalitesi olduğunu göstermiştir. Kısa dönemde fiyat unsuru her ne kadar önemli olsa da uzun dönemde pazar payı ve pazardaki genişleme açısından en etkin yol “ kalite” unsurudur.  
     Ayrıca gene yapılan birçok araştırmalarda en başarılı firmaların, kalite, pazarlama ve müşteriye muamele gibi konularda daha çok ilgilenen firmaların olduğu görülmüştür.
     Tüm bunlara ilaveten yapılan yenilikler de rekabet gücün belirleyen faktörlerdendir. Bunlar, daha çok yeni ürünlerin ve işlemlerin geliştirilmesi, tanıtılması ve var olan ürünlerin farklılaştırılması şekliyle olmaktadır.

  • GİRİŞİMCİLİK VE SANAYİNİN YENİDEN YAPILANMASI

     Girişimcilerin sayısı ve sanayinin yapısının dinamizmi rekabet gücünün belirlenmesi açısından önemli olan faktörlerdendir.
     Girişimcilerin ve girişimlerin fazla olmasıyla sanayideki yeniden yapılanmanın etkili ve düzenli olması rekabeti kızıştıracak ve dolayısıyla rekabet gücü artmış olacaktır. Yani sanayi yapysyndaki rekabetlilik ve deditmeler rekabet gücünü etkileyecektir.

  • GENEL EKONOMİK HİZMETLER VE KAMU ALT YAPISI

     Toplumun refahını sanayinin rekabet gücünü artırmak için altyapı yatırımlarının genişletilmesine ihtiyaç vardır. Özellikle ulaşım, bilgi, haberleşme ve öğretim konularında yeni altyapı yatırımlarının gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Ayrıca AR-GE yatırımlarının da artırılması çok önemlidir.
     Yatırımlarda önceliği üretim kapasitesi üzerine güçlü bir yan etki oluşturan kalemlere verilmesi gerekmektedir. Herhangi bir yatırım yapılmadan önce optimum maliyet analizleri yapılmalı ve bu sistematik hale getirilmelidir. Çünkü bazı durumlarda sadece politik nedenlerle kamu yatırımları yapılmakta ve bu da bitirilmeyen yada kullanılmayan tesislerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

  • YÖNETSEL UYGULAMALAR

     Rekabet gücünü belirlemede etkili olan bir diğer faktör de yönetsel uygulama ve tekniklerdir. Bu konuda yapılaması gereken çalışmalarda öncelikle yöneticilere ve firma sahiplerine düşmektedir. Firma sahipleri ve yöneticiler firma içinde: takım çalışmaları firmanın kısa ve uzun dönem hedefleri, uluslar arası yönetim teknikleri, hizmet içi eğitim, firma bünyesindeki bir takım iç düzenlemeler konusunda çalışmalar ve uygulamalar yapmalıdırlar.

    Girişimcilerin vi girişimlerin fazla olmasıyla sanayideki yeniden yapılanmanın etkili ve düzenli olması rekabeti kızıştıracak ve dolayısıyla rekabet gücü atmış olacaktır.

 
  • TÜRKİYE AÇISINDAN REKABET

     Rekabet gücünün artırılması ülkemiz açısından önemi özellikle son yıllarda ortaya çıkan ve gümrük birliği süreciyle ivme kazanan bir kavramdır. Gümrük birliği için Türkiye'nin serbest piyasa koşulları içerisindeki bugün uygulanmakta olan moneter tedbirlerle yetinmeyip ABD Ülkeleri için alınması istenen koşulları da yerine getirmesinin gereği açıktır. ABD ülkelerinin sorunlarıyla Türkiye’nin sorunları esas itibariyle birbirine önemli ölçüde benzemektedir.
     Bu ülkelerde sosyal tedbirlerin ekonomi üzerindeki etkisi yada ekonomik bir önlemin sosyal hayat üzerindeki baskısı tespit edilmekte ve tedbirler alınırken ekonomik ve sosyal hayatta ortaya çıkacak sorunlar hesaplanmaktadır. Oysa ülkemizde ekonomi ile çalışma hayatı arasında bir bağın bulunmaması çok önemli problemleri de beraberinde getirmektedir.
     Günümüzde iletişim teknolojisinde yaşanan baş döndürücü gelişmeler; sermayenin gece-gündüz, saat farkı gözetmeksizin anında dünyanın bir yerinden başka bir bölgesine nakline sağlanmakta, birbirine bilgisayar ağı ile bağlı çok uluslu şirketler dünyayı sarmaktadır. Piyasa koşullarında yaşanan ani değişiklikler, faiz oranları, enerji maliyetleri, hammadde fiyatları gibi çeşitli faktörlere hızla adapte olabilme gereğini ortaya çıkarmakta. İnsan gücünün yerini giderek yeni teknolojiler almaktadır. Sanayi toplumları bilgi toplumları aşamasına geçmekte insan gücünün niteliği ve bilgi üretimi en öncelikli hedef haline gelmektedir.
     Kısaca ifade etmek gerekirse 2000’li yılların dünyası küreselleşme ve rekabet gücünü konuşmaktadır. Türkiye’nin de dünyadaki yeni oluşumlar içerisinde kendine sağlam bir yer edinmesi gerekmektedir. Ülkemiz çok kısa bir süre sonra AB ile Gümrük Birliği süresince tamamlayacak rekabet yarışında etkin bir biçimde rol alacaktır. Ancak bu yarışta başarılı olabilmek için ekonomik ve sosyal alanlarda köklü ve uzun vadeli değişimlere ihtiyaç vardır. Türkiye’nin “yapısal düzenlemeler” olarak adlandırılacak bir dizi tedbir alınması gümrük birliği öncesinde çok gereklidir. Özellikle vergi reformu yapılması hızlı bir özelleştirme programı uygulaması, sosyal güvenlik kurumlarının reformu KİT’lerin verimli çalışmasının sağlanması tarımsal sübvansiyon sisteminin ıslahı, kamu istihdamının rasyonalizasyonu ve yeni bir yatırım politikasının oluşturulması gibi unsurların ülkemiz açısından önemi büyüktür.
      Bir ülkenin rekabet gücü o ülkenin yatırım, üretim, ihracat artışını hedefleyen bir ekonomik yapıya sahip olmasıyla yakından ilgilidir. Ülkemizin de 21. yy. dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer alabilmesinin başta gelen şartı dünya fiyatlarında ve kalitesinde daha çok üretebilmektir. Türkiye ekonomik büyümesini artık iç ve dış borçlanma ile finanse edilen tüketime değil yatırım üretim ve ihracat artışına dayandırmak zorundadır.

      Ülkemizin Gümrük Birliği’nin beraberinde getireceği yoğun rekabet şartlarını göğüsleyebilmesi, çalışma hayatında diyalog, ulaşma ve işbirliğini esas alan yeni bir anlayışa ulaşmasına bağlıdır.
      Dünya ekonomileri ile rekabet edebilmemiz ve arzuladığımız ekonomik gelişme düzenine ulaşabilmemiz söz konusu yapısal düzenlemelerinin gerçekleştirilmesine devletin özel sektör yatırımlarının önünü açmasına ve Türkiye’nin büyüme stratejisinin ihracata dayalı olarak yinelenmesine bağlıdır.
      2000’li yıllarda büyük bir rekabet ile karşılaşacak olan ülkemizin ekonomik ve toplumsal öncelikleri şunlardır.
  • Toplumsal dengeleri sağlayıcı İSTİKRARLI MAKRO EKONOMİK ORTAMIN sağlanması
  • Kamunun EKONOMİDEKİ PAYININ azaltılması.
  • Sosyal gelitme için İSTİHDAMIN sadlanması
  • Verimlilik ve kalite için EĞİTİMİN sağlanması.
  • Rekabetin gereği olan ESNEKLİĞİN sağlanması.
  • Küreselleten dünyaya uyum için YENİ YÖNETİM TEKNİKLERİNE VE TEKNOLOJİK YENİLİKLERE UYUMUN sağlanması.
  • Serbest piyasanın itici gücü olan ÖZEL GİRİŞİMCİLİĞİN önündeki engellerin azaltılması.
  • Yeni yüzyılda SENDİKALARIN DEĞİŞEN ANLAYIŞLARA uyum göstermesi.
  • REKABETİN GELENEKSEL OLMAYAN BİÇİMLERİNİN ORTAYA ÇIKARILMASI

     Belirli pazarlarda rakip fazlalığı yanında değişik rekabet türleri de görülür. Örneğin, otomobil sanayinde firmalar arasında ortak girişimler çok sayıda melez rakip oluşturdu. Mazda’nın %25’i şimdi Ford’a aittir ve Michigan’daki Flat Rock fabrikası Ford araştırmalarının ürünü olan araba modelleri yapmaktadır. Ford aynı zamanda Nissan ile Cleveland dışındaki ortak fabrikada önden çekişli küçük yük arabası yapmak üzere anlaşmaya vardı. General Motors’ün halen Suziki ile Kanada da (Ontario’nun İngersall şehrindeki cam fabrikası) ve Toyota ile California’da (Summı fabrikası) ortak girişim fabrikaları vardır. Chrysler’in Mitsubishi motorları ile anlaşmaları vardır ve kısa süre önce Amerikan Motors’un jeep’ini ve Renault’un Premer otomobillerini ele geçirmiştir.
     Kısaca bazı pazarlarda elde bir program olmaksızın kimin kime rakip olduğunu anlamak çok zordur. Bu da yeni rekabet biçimleri ortaya çıkarmaktadır.

  • DAHA SIKI REKABETİN SATIŞ ORGANİZASYONU ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

     Rakiplerin satış organizasyonlarını iki can alıcı yoldan dramatik biçimde etkilenmektedir. Daha çok rakibin (ekonomilerinin yavaş büyümesine bağlı olarak) aynı sayıda müşterinin peşinde koşması nedeniyle, firmaların satış organizasyonları müşterileri elde tutmaya daha büyük önem vermeye başlamışlardır. Müşterileri elde tutmak üzerinde yoğunlaşma metropolitan life insurance co gibi firmalarda iki önemli satış ilkesi ortaya çıkardı. Satış temsilcileri müşterilerle sigortacı jargonuyla değil onların anlayacağı dilden konuşmalıdır. Eğer bir müşterinin sorunu varsa satış temsilcisi bunu ortadan kaldırmalı, müşteriyi başka bölüme havale etmemelidir.  
      Bazı firmalar bütün ürünlerini bir araya toplayıp belirli sanayileri hedeflemektedirler. General Electric, enerji üretim pazarına yönelmiş satış uzman ve mühendislerinden oluşan böyle bir gurup oluşturmuştur. Örneğin Sony , Fortune-500 firmalarına , gayrimenkul firmalarına, polis bürolarına ve yayıncılara, profösyenel foto ve video kameraları satışında yoğunlaşmak üzere 16 kişilik bir satış, pazarlama ve teknik görev gücü oluşturduk. Bu görev gücü her bir özel bölümün ihtiyaçlarına yoğunlaşıp, değişik kullanıcılar için değişik ürün tasarım fikirleri geliştirmektedir.

  • REKABETE YÖNELİK FİYATLANDIRMA

     Firmanın fiyatlarını geniş ölçüde rakiplerin fiyatlarına bakarak saptaması halidir. Rekabet fiyatlarının belirli bir yüzdesi içinde kalmak suretiyle fiyat biraz daha yüksek veya alçak tutulabilir. Rekabeti esas alma politikasının en belirgin özelliği firmanın fiyat ile maliyet veya talep arasında değişmeyen bir ilişki sürdürmeye çalışmasıdır. Başlıca 2 uygulama şekli vardır.

        1.Cari fiyatı esas alma
        2.Kapalı zarf usulü

    1.Cari Fiyatı Esas Alma:En yaygın şeklidir. Nedenleri; maliyetleri hesaplama zorunluluğuna karşı bunun çok kolay bir usul olmasıdır. Bu fiyatın endüstrinin sağ duyusunu belirten, normal kazanç sağlayan fiyat olduğu düşüncesi ve nihayet rekabeti körükleyici ve konulacak fiyata verilen tepkilerin bilinmesinin güç oluşudur. Piyasa fiyatını esas alan fiyatlandırma en fazla homojen mallarda görülür. Çünkü böyle rekabetçi bir pazarda homojen mamul satan firma kendi fiyatını belirleme konusunda çok az seçim imkanına sahiptir.

    2.Kapalı Zarf Usulü:Büyük sözletmelerle alınan taahhüt işlerinde özellikle devlet ihalelerinde kullanılır. Bu usulde çeşitli mal ve hizmet sunan firmalar rakiplerin fiyat tekliflerini tahmin etme ve öğrenmeye çalışarak onlardan biraz daha düşük fiyat teklifi yapmaya çalışırlar.

  • REKABET GÜCÜNÜN AZALMA NEDENLERİ

     Rekabet gücünü doğrudan etkileyen önemli etkenlerden birisi enflasyondur. Yüksek enflasyon nedeniyle ürünlerin maliyeti, dolayısıyla fiyat yükselmekte ve bu iç piyasada talep darlığı oluştururken dış piyasada ihracatı olumsuz yönde etkilemektedir. Özel sektör yatırımlarının düşük olması da rekabet gücünü azaltır. Kredi faizlerinin yükselmesi sonucu da rekabet gücü azalmaktadır.

  • ETKİN REKABET KOŞULLARI

    Rekabet gücünü artırabilmek için serbest, istikrarlı ve önceden tahmin edilebilir bir makro ekonomik ortam oluşturulmalıdır. Bunu sağlamak için;

1.Kamu sektörü harcamaları ile vergilendirme düzeyi daha düşük olmalı
2.Harcamalar cari hesaplardan çok yatırım harcamaları kalemlerinde toplanmalı
3.Devletin borçlanma düzeyi azaltılmalıdır.

  • MAKRO EKONOMİK ORTAMIN İSTİKRARLI VE ÖNCEDEN TAHMİN EDİLEBİLİR OLMASI

    Firmaların etkili olarak yapabilecekleri, yatırım karaları ve rekabet gücünü artırabilecekleri bir ortam oluşturmakta en büyük görev hükümete düşer. Hükümet ekonominin potansiyel büyümesini artıracak ortamı oluşturmak için;

  • Yeni bir kamu maliyesi politikası uygulamalı, enflasyon düşürülmeli ve ücret modernizasyonuna gidilmelidir.
  • Ticari bloklarla ve gelişmiş ülkelerle daha büyük bir işbirliğine gidilmelidir.
  • DEVLETİN EKONOMİDEKİ YERİNİN KÜÇÜLTÜLMESİ, YÜKÜNÜN HAFİFLETİLMESİ VE ETKİNLEŞTİRİLMESİ

    Rekabet gücünün artırılması için bir an önce acil ve köklü reformlar yapılarak devletin ekononmideki yerinin küçültülmesi gerekmektedir. Bu kapsamda ;

1. Faaliyetlerin ihtiyaçlara göre yapılıp yapılmadığının tespiti.
2. Kamu sorumluluğunda bulunan, yönetim, üretim, maaliye vb. faaliyetlerin özel sektör tarafından daha iyi yapıldığının tespiti.
3. Geri kalan kamu sektörü hizmet ve malların daha etkin hale getirilmesi.
4.Devletçe belirlenen önceliklerin ve program hedeflerinin rekabet gücü üzerindeki potansiyel etkilerinin tespit edilmesi gerekir.

  • İŞGÜCÜ PİYASASININ ESNEKLETTİRİLMESİ

    1.Ücret ve ücret dışı işgücü maliyetlerini yükselten ilave ödemeler kaldırılmalı, işgücü maliyetleri seri olarak düşürülmelidir.
    2.Çalışma mevzuatını düzenleyen katı kurallar iş piyasasının ihtiyaçlarını karşılar hale getirilmelidir.
    3.Eğitim ve öğretim sistemi iş hayatının ihtiyaçlarına verir hale getirilmeli ve sürekli eğitim teşvik edilmelidir.
    4.teknolojik ilerlemeler ve yeniliklere önem verilmelidir.
    5.İşsiz kalanlar yeniden piyasaya kazandırılmalıdır.
    6.Ücret ve verimlilik artışları arasında bir denge oluşturularak ücret artışlarının altında kalmasına dikkat etmelidir.

  • İŞLETMELER ARASI REKABET DÜZEYİNİN ARTIRILMASI

    Rekabeti artırmak için öncelikle kamu kuruluşlarını özelleştirilmesi ve piyasanın riberal ekonomi kurallarına göre işler hale getirlmesi şarttır. Diğer taraftan firmaların büyümesi ve gelişmesi için gerekli koşullar oluşturulmalı ve bu çerçevede firmaların önündeki brokratik engeller kalkmalıdır. Ayrıca iç piyasanın tanınması gerekir. Çünkü ürnlerin tümü, kalitesi, fiyatı veçeşitleri hakkında tüketicilere yeterli bilgi verildiğinde talep de artacaktır. Devlet sübbansiyonları firmaları olumsuz yönde etkilememelidir.

  • ULUSLAR ARASI İLİŞKİLER VE REKABET DÜZEYİ

    Uluslar arası bazda alınan ticari karaların dışında kalmamak ve onların gerçekleştirilebilmesi bakımından lobi oluşturmak için uluslararası ticari kurulutlara üye olmak, faaliyette bulunmak ve de uzman kurulutlarla it birlidine gitmekönemli faktörlerdendir. Yeni piyasalara girebilmek, yatırım yapmak ve ihracat stretejileri geliştirmek ise firmalara düşen görevlerdir. Ayrıca firmalar hedef aldıkları piyasalar için orta ve uzun dönemli stratejiler geliştirmeli ve firmalara devlet desteği sağlanmalıdır.

  • TEKNOLOJİ VE YENİLİKLERİN ARTIRILMASI

    AR-GE faaliyetleri için yapılan yatırımların düzeyinin yükseltilmesi rekabet gücü açısından olumlu bir faktör olmakla beraber, yine de rekabet gücünün artırılmasını garanti etmez. Çünkü bu sadece girdilerin bir tanesinin ölçümüdür. Önemli olan bu yatırımların, kullanılabilir ürün ve hizmetlere ne kadar etkin olarak dönüştürülebildiğidir. Bu da şirketlerin sorumlu olduğu bir konudur.
    AR-GE faaliyetleri için yapılan yatırımların artırılması devletin olduğu kadar firmaların da görevidir. Bunu başarabilmek için:

  • Kamu ve özel sektör tarafından yapılan araştırmaların değişimi sağlanmalı ve bu sektörler arasında iş birliğine gidilmelidir.
  • Firmalar araştırma faaliyetlerini artırma ve diğer firmalarla ortak veya tek araştırma merkezleri kurma konusunda teşvik edilmelidir.
  • Ayrıca firmalar yeni teknolojileri öğreten eğitim programlarını yaygınlaştırmaları için özendirilmelidir.
  • Diğer taraftan AR-GE faaliyetlerinin ticari kullanımı ve geliştirilmesi faaliyetlerini kısıtlayan düzenlemeler de ortadan kaldırılmalıdır.
   AR-GE faaliyetleri için yapılan yatırımların artırılması devletin olduğu kadar firmaların da görevidir
  
  • YATIRIMLARIN ARTTIRILMASI VE TEŞVİK EDİLMESİ

    Yatırımların arttırılması için en önemli iki koşul istikrarlı bir piyasanın olması ve firmaların kar edebilmesidir. Bu çerçevede alınması gereken önlemler şunlardır:

  • Vergilendirme düzeyleri azaltılarak, firmaların vergiler düştükten sonra kalan karlılık oranları arttırılmalıdır.
  • Yatırımlar için maddi ve manevi teşvik sağlanmalıdır.
  • Mevzuat, yatırımlara engel olmayacak ve yatırmaların maliyetini yükseltmeyecek şekilde düzenlenmelidir.
  • Yabancı sermaye yatırımları teşvik edilmeli ve mevzuatta bu konuda bulunan engeller kaldırılmalıdır.
  • Yatırımları artırmak için uygun para ve finans politikaları uygulanmaktadır.
  • Ayrıca yatırımlar optimum fayda değerlendirmesiyle yapılmalıdır.
  • KÂRLILIĞIN ARTTIRILMASI

    Karlılık, yatırımları düzeyini, yerini ve uzun dönemde firmaların rekabet gücünü etkilemesi açısından çok önemlidir. karlılığı arttırmak için alınması gereken önlemler şunlardır:

  • Ücret artışlarını iş gücü verimlilik artışının altında bir seviyede olmasına dikkat edilmelidir.
  • Firmalara yeniden yapılanmaları için teşvik edilmelidir.
  • Firmalara yatırımlarına özellikle de sosyal konulardaki yatırımlarını arttırmaları için teşvik edilmelidir.
  • En modern yönetim teknikleri kullanılarak sermayenin verimliliği arttırılmalıdır.
  • Kamudaki tekelci firmalar bir an önce özelleştirilmelidir.
  • Uygun para politikaları ve mali politikalar çerçevesinde firmalara düşük faizli krediler temin edilmelidir.
     Karlılık, yatırımları düzeyini, yerini ve uzun dönemde firmaların rekabet gücünü etkilemesi açısından çok önemlidir.
 
  • YÖNETSEL TEKNİKLERİN GELİŞTİRİLMESİ

    Firmaların rekabet gücünü artırmak için gerekli olan bir faktör de yönetsel tekniklerin geliştirilmesidir. Bu konudaki görev ise öncelikle yöneticilere ve firma sahiplerine düşmektedir. Firmaların alması gereken önlemler şunlardır:

  • Takım çalışmaları teşvik edilmeli.
  • Firmaların orta ve uzun dönemli stratejik hedefleri net olarak belirlenmeli.
  • Uluslar arası yönetim teknikleri yakından takip edilmeli ve bu konudaki yenilikler uygulanmalı.
  • Hizmet içi eğitimle önem verilmeli.
  • Yönetim gerekli değişiklikleri zamanında yapmasını engelleyen iç düzenlemeler değiştirilmelidir.
  • GİRİŞİMCİLİK VE SANAYİNİN YENİDEN YAPILANMA HIZININ ARTTIRILMASI

    Girişimcilerin sayısının artırılması için:

  • Yeni kurulacak firmalar için vergilendirme sistemi daha cazip hale getirilmeli ve bu firmalara belli süreler için bir takım muafiyetler tanınmalıdır.
  • Devlet ve özel sektör firmları tarafından bu firmalara danışmanlık hizmetleri verilmelidir

Sayfanın Başına DönBir Sonraki Sayfa

Tasarim: Selman Kuzgun