|
|
|
|
NASIL REKABET EDEBİLİRİM! |
|||
Verimlilik rekabet gücünün
belirlenmesinde kullanılan en önemli unsurlardandır. Temel anlamda verimlilik eldeki
kaynaklarla (giderlerle) azami ürünün (çıktıların) elde edilmesi ya da belirli bir
ürünün mümkün olan en az kaynakla sağlanmasıdır.
İş gücü piyasasının
esnekliği işletmenin daha fazla kişi istihdam etmesini ve daha etkin biçimde verimli
çalışmasına bağlıdır. Ayrıca kişilerin kendilerine en uygun işleri bulması ve
daha verimli, daha sorumlu çalışması iş gücü piyasasının esnekliğinde etkendir.
Firmaların
rekabet güçlerini belirleyen önemli faktörlerden biri de teknolojik gelişmeleri ve
yenilikleri takip etme hızlarıdır.
Girişimcilerin sayısı
ve sanayinin yapısının dinamizmi rekabet gücünün belirlenmesi açısından önemli
olan faktörlerdendir.
Toplumun refahını
sanayinin rekabet gücünü artırmak için altyapı yatırımlarının genişletilmesine
ihtiyaç vardır. Özellikle ulaşım, bilgi, haberleşme ve öğretim konularında yeni
altyapı yatırımlarının gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Ayrıca AR-GE
yatırımlarının da artırılması çok önemlidir.
Rekabet gücünü belirlemede etkili olan bir diğer faktör de yönetsel uygulama ve tekniklerdir. Bu konuda yapılaması gereken çalışmalarda öncelikle yöneticilere ve firma sahiplerine düşmektedir. Firma sahipleri ve yöneticiler firma içinde: takım çalışmaları firmanın kısa ve uzun dönem hedefleri, uluslar arası yönetim teknikleri, hizmet içi eğitim, firma bünyesindeki bir takım iç düzenlemeler konusunda çalışmalar ve uygulamalar yapmalıdırlar. |
|||
| Girişimcilerin vi girişimlerin fazla olmasıyla sanayideki yeniden yapılanmanın etkili ve düzenli olması rekabeti kızıştıracak ve dolayısıyla rekabet gücü atmış olacaktır. | |||
Rekabet gücünün
artırılması ülkemiz açısından önemi özellikle son yıllarda ortaya çıkan ve
gümrük birliği süreciyle ivme kazanan bir kavramdır. Gümrük birliği için
Türkiye'nin serbest piyasa koşulları içerisindeki bugün uygulanmakta olan moneter
tedbirlerle yetinmeyip ABD Ülkeleri için alınması istenen koşulları da yerine
getirmesinin gereği açıktır. ABD ülkelerinin sorunlarıyla Türkiye’nin sorunları
esas itibariyle birbirine önemli ölçüde benzemektedir. |
|||
| Ülkemizin Gümrük Birliği’nin beraberinde getireceği yoğun rekabet şartlarını göğüsleyebilmesi, çalışma hayatında diyalog, ulaşma ve işbirliğini esas alan yeni bir anlayışa ulaşmasına bağlıdır. | |||
| Dünya ekonomileri ile rekabet
edebilmemiz ve arzuladığımız ekonomik gelişme düzenine ulaşabilmemiz söz konusu
yapısal düzenlemelerinin gerçekleştirilmesine devletin özel sektör
yatırımlarının önünü açmasına ve Türkiye’nin büyüme stratejisinin ihracata
dayalı olarak yinelenmesine bağlıdır. 2000’li yıllarda büyük bir rekabet ile karşılaşacak olan ülkemizin ekonomik ve toplumsal öncelikleri şunlardır.
Belirli pazarlarda rakip
fazlalığı yanında değişik rekabet türleri de görülür. Örneğin, otomobil
sanayinde firmalar arasında ortak girişimler çok sayıda melez rakip oluşturdu.
Mazda’nın %25’i şimdi Ford’a aittir ve Michigan’daki Flat Rock fabrikası Ford
araştırmalarının ürünü olan araba modelleri yapmaktadır. Ford aynı zamanda Nissan
ile Cleveland dışındaki ortak fabrikada önden çekişli küçük yük arabası yapmak
üzere anlaşmaya vardı. General Motors’ün halen Suziki ile Kanada da (Ontario’nun
İngersall şehrindeki cam fabrikası) ve Toyota ile California’da (Summı fabrikası)
ortak girişim fabrikaları vardır. Chrysler’in Mitsubishi motorları ile anlaşmaları
vardır ve kısa süre önce Amerikan Motors’un jeep’ini ve Renault’un Premer
otomobillerini ele geçirmiştir.
Rakiplerin satış
organizasyonlarını iki can alıcı yoldan dramatik biçimde etkilenmektedir. Daha çok
rakibin (ekonomilerinin yavaş büyümesine bağlı olarak) aynı sayıda müşterinin
peşinde koşması nedeniyle, firmaların satış organizasyonları müşterileri elde
tutmaya daha büyük önem vermeye başlamışlardır. Müşterileri elde tutmak üzerinde
yoğunlaşma metropolitan life insurance co gibi firmalarda iki önemli satış ilkesi
ortaya çıkardı. Satış temsilcileri müşterilerle sigortacı jargonuyla değil
onların anlayacağı dilden konuşmalıdır. Eğer bir müşterinin sorunu varsa satış
temsilcisi bunu ortadan kaldırmalı, müşteriyi başka bölüme havale etmemelidir.
Firmanın fiyatlarını geniş ölçüde rakiplerin fiyatlarına bakarak saptaması halidir. Rekabet fiyatlarının belirli bir yüzdesi içinde kalmak suretiyle fiyat biraz daha yüksek veya alçak tutulabilir. Rekabeti esas alma politikasının en belirgin özelliği firmanın fiyat ile maliyet veya talep arasında değişmeyen bir ilişki sürdürmeye çalışmasıdır. Başlıca 2 uygulama şekli vardır. 1.Cari
fiyatı esas alma 1.Cari Fiyatı Esas Alma:En yaygın şeklidir. Nedenleri; maliyetleri hesaplama zorunluluğuna karşı bunun çok kolay bir usul olmasıdır. Bu fiyatın endüstrinin sağ duyusunu belirten, normal kazanç sağlayan fiyat olduğu düşüncesi ve nihayet rekabeti körükleyici ve konulacak fiyata verilen tepkilerin bilinmesinin güç oluşudur. Piyasa fiyatını esas alan fiyatlandırma en fazla homojen mallarda görülür. Çünkü böyle rekabetçi bir pazarda homojen mamul satan firma kendi fiyatını belirleme konusunda çok az seçim imkanına sahiptir. 2.Kapalı Zarf Usulü:Büyük sözletmelerle alınan taahhüt işlerinde özellikle devlet ihalelerinde kullanılır. Bu usulde çeşitli mal ve hizmet sunan firmalar rakiplerin fiyat tekliflerini tahmin etme ve öğrenmeye çalışarak onlardan biraz daha düşük fiyat teklifi yapmaya çalışırlar.
Rekabet gücünü doğrudan etkileyen önemli etkenlerden birisi enflasyondur. Yüksek enflasyon nedeniyle ürünlerin maliyeti, dolayısıyla fiyat yükselmekte ve bu iç piyasada talep darlığı oluştururken dış piyasada ihracatı olumsuz yönde etkilemektedir. Özel sektör yatırımlarının düşük olması da rekabet gücünü azaltır. Kredi faizlerinin yükselmesi sonucu da rekabet gücü azalmaktadır.
Rekabet gücünü artırabilmek için serbest, istikrarlı ve önceden tahmin edilebilir bir makro ekonomik ortam oluşturulmalıdır. Bunu sağlamak için; 1.Kamu sektörü harcamaları ile
vergilendirme düzeyi daha düşük olmalı Firmaların etkili olarak yapabilecekleri, yatırım karaları ve rekabet gücünü artırabilecekleri bir ortam oluşturmakta en büyük görev hükümete düşer. Hükümet ekonominin potansiyel büyümesini artıracak ortamı oluşturmak için;
Rekabet gücünün artırılması için bir an önce acil ve köklü reformlar yapılarak devletin ekononmideki yerinin küçültülmesi gerekmektedir. Bu kapsamda ; 1. Faaliyetlerin ihtiyaçlara göre yapılıp
yapılmadığının tespiti. 1.Ücret ve
ücret dışı işgücü maliyetlerini yükselten ilave ödemeler kaldırılmalı,
işgücü maliyetleri seri olarak düşürülmelidir. Rekabeti artırmak için öncelikle kamu kuruluşlarını özelleştirilmesi ve piyasanın riberal ekonomi kurallarına göre işler hale getirlmesi şarttır. Diğer taraftan firmaların büyümesi ve gelişmesi için gerekli koşullar oluşturulmalı ve bu çerçevede firmaların önündeki brokratik engeller kalkmalıdır. Ayrıca iç piyasanın tanınması gerekir. Çünkü ürnlerin tümü, kalitesi, fiyatı veçeşitleri hakkında tüketicilere yeterli bilgi verildiğinde talep de artacaktır. Devlet sübbansiyonları firmaları olumsuz yönde etkilememelidir.
Uluslar arası bazda alınan ticari karaların dışında kalmamak ve onların gerçekleştirilebilmesi bakımından lobi oluşturmak için uluslararası ticari kurulutlara üye olmak, faaliyette bulunmak ve de uzman kurulutlarla it birlidine gitmekönemli faktörlerdendir. Yeni piyasalara girebilmek, yatırım yapmak ve ihracat stretejileri geliştirmek ise firmalara düşen görevlerdir. Ayrıca firmalar hedef aldıkları piyasalar için orta ve uzun dönemli stratejiler geliştirmeli ve firmalara devlet desteği sağlanmalıdır.
AR-GE faaliyetleri için
yapılan yatırımların düzeyinin yükseltilmesi rekabet gücü açısından olumlu bir
faktör olmakla beraber, yine de rekabet gücünün artırılmasını garanti etmez.
Çünkü bu sadece girdilerin bir tanesinin ölçümüdür. Önemli olan bu
yatırımların, kullanılabilir ürün ve hizmetlere ne kadar etkin olarak
dönüştürülebildiğidir. Bu da şirketlerin sorumlu olduğu bir konudur.
|
|||
| AR-GE faaliyetleri için yapılan yatırımların artırılması devletin olduğu kadar firmaların da görevidir | |||
Yatırımların arttırılması
için en önemli iki koşul istikrarlı bir piyasanın olması ve firmaların kar
edebilmesidir. Bu çerçevede alınması gereken önlemler şunlardır:
Karlılık, yatırımları düzeyini, yerini ve uzun dönemde firmaların rekabet gücünü etkilemesi açısından çok önemlidir. karlılığı arttırmak için alınması gereken önlemler şunlardır:
|
|||
| Karlılık, yatırımları düzeyini, yerini ve uzun dönemde firmaların rekabet gücünü etkilemesi açısından çok önemlidir. | |||
Firmaların rekabet gücünü artırmak için gerekli olan bir faktör de yönetsel tekniklerin geliştirilmesidir. Bu konudaki görev ise öncelikle yöneticilere ve firma sahiplerine düşmektedir. Firmaların alması gereken önlemler şunlardır:
Girişimcilerin sayısının artırılması için:
|
|||
|
|
|
|
|
|