Girişimci Güç

Girisimci Güç Online Sayi 2


Editörden
Yatırım Araçları
Bir Girisimcinin Hayatı
Alisveris Merkezleri
Başarının Altında Yatan Gerçekler
Avrupa Para Birliği
Isparta'nın Tanımıtı
Odalar Güçbirliği
Kriz Yönetimi
Deprem ve Ekonomi
Vadeli Çekler
KOSGEB Teşvikleri
Sayha Holding
Sorularla Borsa
Yurtdışı Eğitim
Isparta Şehir Amblemi
Sağlık
Yunanistan Türkiye'yi Üçe Katladı
Türkiye'de Bakkallar
Enayi Aranıyor
Sözlerle Hayatımız

Arsiv

Goruslerinizi Bize Bildirin
Bize Ulasin

Ana Sayfa

BAŞARI

S. Sami ALTINKAYA
DÜNYA Yapım TV
Genel Koordinatörü

BAŞARININ ALTINDA YATAN GERÇEKLER


    NTV’ de yayınlanan, “Dünya Gözüyle Anadolu”  programı için Türkiye’nin pek çok ilini görme ve o illerdeki yatırımları, sanayi altyapılarını inceleme imkanı buldum. Tarım ve hayvancılık, yıllardan beri Anadolu insanının en büyük geçim kaynağı. Geleneksel üretimlerin yanında Anadolu Kaplanları olarak belirtilen Anadolu’daki sanayici ve işadamları, tarım ve hayvancılığa dayalı sanayi ile işe başlamış. Bir dönem topraklarında pamuk eken ve tüccarlık yapan insanlar, bugün tekstil fabrikalarının başında. Meyveciliğin geliştiği bölgelerde artık meyve suyu entegre tesisleri kurulu. Hayvancılığın yoğun olarak görüldüğü yörelerimizde ise bugün et ve süt entegre tesisleri boy gösteriyor. Tabii bunlar bir tek şeyi açıklıyor; Türkiye’ de tarıma dayalı sanayi gelişiyor. Üstelik Anadolu insanı bütün bunları Ankara’nın girişimleri ile değil, tamamen kendi öz kaynakları ile yapıyor. Anadolu insanı artık devletten destek istemiyor. Devletin bürokrasiyi azaltıp önlerini açmasını, ihracatı kolaylaştırmasını bekliyor.

Bütün bunların yanında bir plansızlık da Türkiye’nin hemen her yerinde görülüyor. Herkes kendi başının çaresine baktığı için malını satmak isteyen yurtdışına kendisi gidiyor. Hammadde için yine kendisi dolaşıyor. Ve en vahimi, ne üreteceğine yine kendisi karar veriyor. Çünkü soracağı bir muhatap bulamıyor. İşte Türkiye’nin ayıbı burada yatıyor. Herkes kendi kafasına göre üretim yapıyor. Bu, aynen  şuna benziyor. Bu sene domates iyi para kazandırdı, bütün üreticiler domates ekiyor. Tabii talep edilenin üstünde bir üretim gerçekleştirildiği için, üretilen domateslerin çoğu yollara dökülüyor yada çürümeye terk ediliyor. Bunları işleyecek bir salça fabrikası da bulunmadığı için bütün emekler boşa gidiyor. Halbuki Ankara’ da oturanlar Anadolu Kaplanları’nı yönlendirseler, onlara önerilerde bulunsalar daha iyi olmaz mı?

Yurtdışına gittiniz. Tekstil makinesi alacaksınız. Gideceğiniz yer İtalya’ nın bir şehridir. Deri makinesi alacaksınız; bu kez bir İspanyol şehrine gidersiniz. Ancak Türkiye’ de her yerde tekstil üreten firma var. Bir dönem un fabrikalarının yerinde bugün tekstil fabrikaları bulunuyor. Bunlar yapılırken Pazar sıkıntısı olur mu, diye düşünülmüyor. Adam yurtdışından iplik ya da kumaş almak için Türkiye’ ye geldiğinde nereye gideceğini şaşırıyor. Tekstil sektörü bunun için verilebilecek en iyi örnektir. İşte devlete düşen en önemli görev, planlı sanayileşmenin gerçekleşmesini sağlamak. Üretim havzaları oluşturmak. Her şey her yerde üretilmemeli. Belli bölgeler oluşturulmalı. Ve en önemlisi iplik üreten firmaların bundan sonra kumaş ve hatta konfeksiyon üretip kendi markaları ile yurtdışına açılmaları gerekiyor.

Belli pazarlara bağlı kalmadan, yeni pazarları keşfedip bu adamların nelere ihtiyacı var araştırıp üretimler o konularda yoğunlaşmalı.

Türkiye’de her yer aynı oranda sanayileşemez. Ankara’nın bu gerçeği de görerek ona göre altyapı teşviklerini düzenlemesi gerekir. Gaziantep’ e sen fazla geliştin, biraz bekle diğer iller sana yetişsin diyemezsiniz. Bırakın Gaziantep koşsun, emin olun ki beraberinde diğer  iller de gelişecektir. O yüzden belli illerin merkez olması entegre olmaları gerekir.

Gaziantep, Van, Erzurum, Trabzon, Kayseri, Antalya, Denizli, Bursa, Eskişehir, Adapazarı, Çorum, Konya gibi illerin Türkiye’nin ekonomik başkentleri olması şarttır. Bırakın herkes kendi gelirini kendi  yöresi için kullansın. Ankara bütün bunların koordinasyonunu yapsın. Anadolu’ da gezip gördüğüm illerden  belki en şanslıları Isparta- Antalya  ve Burdur üçlüsü oldu. Çünkü bu söylediklerim bir ölçüde bu üç il tarafından gerçekleştirilmiş. Antalya kendini turizme dayalı sanayide geliştirmiş. Çevreyi ve denizi kirletmeyen tekstil yatırımları kurmuş. Üstelik organize sanayi bölgelerini de en kuzeyine Burdur ve Isparta’ ya yakın bir yerde oluşturmuş.

Sanayisini  artık yavaş yavaş kuzey komşuları olan Burdur ve Isparta’ ya kaydırmış. Isparta ve Burdur’ da sanayide yoğunlaşmışlar. Organize sanayi bölgeleri kara, hava ve denizyolu ulaşımına çok yakın. Isparta ve Burdur arasına kurulan Süleyman Demirel  Havalimanı, Isparta’ ya 30 km. Burdur’ a 15 km. uzaklıkta. İki ilin ortasında kurulu. Antalya’ ya uçak seferlerinin yoğun olarak yaşandığı günlerde bu havalimanı hemen devreye giriyor ve Antalya’nın turizm potansiyeline katkı sağlıyor. Oysa Türkiye’nin pek çok yerinde her ile havalimanı yapılıyor. Halbuki var olanlar genişletilse, uluslar arası hava taşımacılığının da yapılabileceği hale getirilse daha iyi olmaz mıydı?

Bugün Isparta-Antalya ve Burdur, ekonomilerini birleştiriyor. Ticaret ve Sanayi Odası başkanlarının da yaptıkları güç birliği toplantıları ile ekonomik entegrasyonu pekiştiriyor.

Isparta’ da dikkatimi çeken en önemli nokta, kurulan çok ortaklı şirketler. Vatandaşın yastık altındaki ya da faizdeki parasını ekonomiye kazandıran ve üretime dönüştüren bu şirketler Türkiye’ ye örnek. Böylece ekonomiye hem sıcak para akışı sağlanıyor hem de yeni iş sahaları açılarak işsizliğe çözüm bulunuyor.  Göltaş’ la  başlayan bu zincir, DİRİTEKS, IYAŞ gibi şirketlerle devam ediyor. Ispartalı bir kere bu şekilde üretime fiilen katılıp para kazandırabileceğini gördü. Profesyonel yöneticiler tarafından idare edilen bu şirketler kar ediyor. Ve karını ortakları ile paylaşıyor. İldeki tekstil yatırımları da planlı şekilde artmış. Pazarını garantileyen  üretime başlamış. Türkiye’nin içine girdiği krizden Ispartalı sanayici de etkilenmiş, ama ekonomideki bu durgunluk ortadan kalktığında ilk çıkacak olan yine Ispartalı sanayici olacak.

Isparta aynı zamanda bir tarım şehri. Asya Meyve suları ve Elmasu burada kurulu. Elça, Isparta’nın domatesinden salça yapılıyor. Isparta’nın duayenlerinden Şevket Demirel, büyük bir projeye imza atmış. İsraillilerle ortaklaşa domates üretimi yapıyor. Bunları salça yapıp satmayı planlıyor. Bütün bunlar güzel çalışmalar. Güller ve halı diyarı Isparta’ da gül üretimi eskisi gibi devam ediyor. Bu konuda en büyük rakip Çin ve Bulgaristan. Halı konusunda ise Ticaret  Borsası Başkanı, halı borsası kurulması için girişimlere başlamış. Böylece kontrollü ve planlı bir üretim gerçekleşecek. Isparta son günlerde yeni arayışların peşinde. Bunların başında Davraz Dağı Kayak Merkezi projesi geliyor. Gerçekleştiğinde Antalya’ya denize girmeye gelen turistler Isparta’da yazın sıcağında kayak yapma fırsatı bulacaklar. Isparta Valisi Ertuğrul Dokuzoğlu bu konuda ciddi bir hazırlık içinde. Projeler yapılmış, yatırımlar için start verilmiş.

Son olarak Süleyman Demirel Üniversitesi de şehrin bacasız sanayisi. 25 bin öğrencisi bulunan üniversitenin Isparta’nın ekonomisine katkısı yılda 10 trilyonu buluyor.

Sonuç olarak Isparta, Türkiye’nin en dinamik şehirleri arasında yerini alıyor.
 


Sayfanın Başına DönBir Sonraki Sayfa

Tasarim: Selman Kuzgun