|
|
|
|
| KOSGEB TEŞVİKLERİ | |||
|
ORTAK YATIRIM
YAPMANIN TAM ZAMANI! |
|||
|
Hem maliyet sıkıntısının giderilmesi hem de kollektif yatırımların canlandırılması amacıyla hazırlanan program, ağırlıklı olarak 1 ila 150 kişi arasında işçi çalıştıran imalatçı KOBİ’ lerin yanı sıra kooparatifler, Odalar Birliği, TESK’e ait oda ve birlikler ile bunların katılımından oluşan vakıf ya da şirketler de bu imkanlardan yararlanabilecekler. Daha önce ihracat sektöründe benzer bir örgütlenme gerçekleştirmiş olan Sektörel Dış Ticaret Şirketleri [SDTŞ] de KOSGEB’in teşvik imkanlarından yararlanabilecekler. KOBİ’LER İÇİN: KOSGEB, yüksek maliyeti yatırımları yapamadığı için üretim ve karlılığını artıramayan KOSGEB’ lerin bu sorunlarının çözümü için devreye soktuğu destek uygulamasında, gelişmiş, normal ve azgelişmiş yörelerde girişilen bu yatırımları daha cazip koşullarda destekleyecek. Bununla birlikte, destekleme programından öncelikle yararlanmak için başka bir çok kriter de yer alıyor. Buna göre öncelik sırasında geri kalmış yöreler birinci sırayı alırken, söz konusu yatırımlarda katılımcı ortak sayısının çokluğu ikinci önceliği alacak. İhracat potansiyeli yüksek sektörlerdeki yatırımlar yaratılacak istihdam miktarı, makine techizatın yerli olması ve ileri teknoloji içermesi, çevreye duyarlılık, sektörel dış ticaret şirketleri, kalite güvence belgesine sahiplik ve sözkonusu yatırımların kurulacakları organize sanayi bölgesi ya da küçük sanayi sitesi olması ise diğer öncelikler olarak sıralanıyor. NAKİT TEŞVİKLER: KOSGEB’in uyguladığı destek programından yararlanabilmek için, söz konusu ortak kullanım atölyelerini kuracak olan ortak sayının gelişmiş yöreler için en az 30 işletme olması gerekiyor. Bu sayı, normal yörelerde 20, kalkınmada öncelikle yörelerde ise 10 ortağa kadar indirilebilecek. Ortak kullanım atölyelerinin yerli makine satın almaları halinde, KOSGEB bunları yüzde 80’e kadar destekleyecek. Kalkınmada öncelikli yörelerde geçerli olan bu oran, normal yörelerde yüzde 70 ve gelişmiş yörelerde ise yüzde 60’a kadar geriliyor. İthal makine kullanımı halinde ise destekleme oranları, yapılacak yatırımın maliyetine göre belli bir üst limitle sınırlanırken, bu sınır 1999 yılı için 100 milyar lira olacak. Desteklemede kullanılan parasal limitlerin, çeşitli göstergeler dikkate alınarak her yıl yeniden belirleneceğine dikkat çeken KOSGEB yetkilileri, deflatördeki gelişmeler, parasal imkanlar ve yeni fon kaynaklarının bulunması halinde destekleme miktarlarının reel olarak artırılabileceğini de belirtiyorlar. Ortak kullanım atölyeleri için belirlenen bu oranlar, üretimin teknik imkanlarının ve kurulacak laboratuar yatırımlarından daha da cazip koşullar içeriyor. LABORATUAR DESTEKLERİ: Ortak kullanım atölyelerinin desteklemeden yararlanabilmesi için yatırıma katılması gereken ortak sayısında esneklik tanınıyor. Buna göre yatırımcı ortak sayısının, kalkınmada öncelikli yörelerde asgari 5, normal yörelerde 10 ve gelişmiş yörelerde 20 olması gerekiyor. Hem ortak kullanım hem de ortak laboratuar yatırımlarındaki KOSGEB’ in desteği, sadece makine alımlarıyla sınırlı kalmayacak. KOSGEB alınan yerli ya da ithal makinelerin kullanımına ilişkin eğitim giderlerini de karşılayacak. Bu çevrede, ortak laboratuar için yerli teçhizat alınması halinde, KOSGEB bu giderleri gelişmiş yörelerde yüzde 60, normal yörelerde yüzde 70 ve kalkınmada öncelikli yörelerde yüzde 80 oranında destekleyecek. İthal teçhizat alımlarında ise destekleme oranları 10’ar puan aşağı çekiliyor. Laboratuar yatırımlarında her bir yatırım için destekleme miktarı 150 milyar lira olacak. Bu miktar da atölye yatırımlarında geçerli olan esaslara bağlı olarak her yıl yeniden belirlenecek. Bu arada belirlenen destekleme limitlerinin kalkınmada öncelikli yöreler için cazip olduğu ancak, destek limitlerinin artırılması için de çalışmalar yürütüldüğü belirtiliyor. KOSGEB yetkilileri, bu yıl içerisinde gelecek olan başvuruları değerlendirip, ortaya çıkan tabloya göre, önümüzdeki yılın bütçe görüşmeleri sırasında Devlet Planlama Teşkilatı nezdinde girişimlerde bulunarak destek limitlerinin artırılmasını sağlayacak mali kaynağın bütçeye konmasını talep edeceklerini dile getiriyorlar. Diğer taraftan KOSGEB, Hazine, Maliye, DPT ve Dış Ticaret Müsteşarlığı nezdinde girişimlerde bulunarak, destekleme programına yeni fon kaynakları bulma çalışmalarını yürütüyor. Bütçe dışı kaynakların artırılması ile desteklerin içeriğinin daha cazip hale geleceğini bildiren yetkililer, özellikle Destekleme Fiyat İstikrar Fonu [DEFİF] kaynaklarından yararlanacak formüller üzerinde çalışıyorlar. SUDAN UCUZ: Söz konusu destekleme bütçesinin, fon kaynaklı olmadığına dikkat çeken KOSGEB yetkilileri, buna rağmen desteklerin geri ödemelerinin son derece cazip olduğuna işaret ediyorlar. Bu cazibenin de yine kalkınmada öncelikli yöreler için artırıldığını bildiren yetkililer, destekleme programı çerçevesinde yapılan ödemelerin tamamının faizsiz olacağını, gelişmiş ve normal yörelerde bir yıl olan ödemesiz dönemin de kalkınmada öncelikli yörelerde 2 yıl olarak uygulanacağını belirtiyorlar. Teşvik Uygulama Genel Müdürlüğü teşvik sistemini yenilemek için kolları sıvarken, yeni teşvik sisteminin ana hatlarıyla ilgili ip uçları alınmaya başlandı. Yeni teşvik sisteminde bölgesel teşviklere devam edilecek. Sistem, bölgesel eşitsizlikleri gidermek amacı üzerine oturacak. Genel Müdürlük, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine yabancı sermaye çekmek amacına yönelik teşvikler üzerinde çalışıyor. Kalkınmada öncelikli bölgelere yönelik uygulanacak teşvikler hakkında bilgi veren Teşvik Uygulama Genel Müdürü Turan Serdengeçti, yarım kalan yatırımların olduğu 26 şehir bu yıl 10 trilyon lira, gelecek yıl ise 20 triyon lira aktaracaklarını açıklıyor. Bu programla 8 bin 200 kişiyi istihdam etmeyi planladıklarını belirten Serdengeçti, OHAL bölgesine uzun vadeli, düşük faizli kredi desteği vereceklerini söylüyor. Özel önem taşıyan sektörlerde yatırın indirimi yüzde 100 olacak. 250 milyon dolar tutarındaki yatırımlar için ise yatırım indirimi yüzde 200 olarak uygulanarak yabancı sermaye çekilmeye çalışılacak. EKONOMİYE GÖRE; Teşvikleri ekonominin gidişatına göre yönlendirdiklerini söyleyen Turan Serdengeçti, geçtiğimiz yıl tekstil sektörünün krize gireceğini önceden tespit ettiklerini, 1998 yılından bu yana iplik, boya ve apre sanayiine teşvik verdiklerini vurguluyor. Sektörde seçici davranmadıkları şeklindeki eleştirilere katılmadığını söyleyen Serdengeçti, rekabet gücü olan sektörleri desteklediklerini, sektörlerin arz- talep dengelerini dikkate aldıklarını ifade ediyor. Serdengeçti, kamusal fayda- maliyet analizine ihtiyaç duyduklarını, bu konuda çakışmalarının sürdüğünü açıkladı. SANAYİCİLERİN UMUDU: Şimdi sanayiciler yeni teşvik sisteminin nasıl olması gerektiği konusunda kendi görüşlerinin dikkate alınmasını istiyorlar. Taşıt Araçları Yan Sanayii Derneği Genel Sekreteri Barbaros Demirci, sektörün arz- talep dengesi dikkate alınarak desteklenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Demirci, arz- talep dengesi dikkate alınmadan verilen teşviklerin, zaten daralan pazarda yeni firmaların ortaya çıkmasına, dolayısıyla mevcut firmaların zor duruma düşmesine neden olduğunu söylüyor. Demirci, iç piyasaya yönelik çalışan firmaların teşvik aldıktan sonra ithalat yaptıklarına şahit olduklarını belirterek, ana sanayi için yerli yedek parça kullanımın teşvik edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor Yatırım teşviklerinin sanayinin yönünü belirlemesi açısından son derece önemli olduğunu söyleyen Türkiye Giyin Sanayiciler Derneği Başkanı Bülent Atuk, “Bu çevrede, tekstile yatırım teşviği kalksın, konfeksiyona teşvikler sürsün anlayışı önümüzdeki 2-3 yıl içinde iki sektör arasında ciddi dengesizlikleri yaratacak bir yaklaşımdır. Geçtiğimiz yıllarda yaşanan yatırım patlamasının önü alınmak isteniyorsa yatırım teşviklerine belirli kıstaslar getirilebilir” diyor. Yatırımların büyük illerin dışına taşınmasının özendirilmesi gerektiğini vurgulayan Atuk, sektörün ihtiyaç duyduğu teşvikler ile ilgili olarak şunları söylüyor: “Tekstil, konfeksiyon ve alt birimlerinin bir arada yoğunlaşabilmesi için belirli bölgeler saptanıp, hedef gösterilmelidir. Varolan kapasiteyi değil, kaliteyi artıcı yatırımlar desteklenmelidir. Sofistike nihai ürünlerin İstanbul dışında üretimi son derece güç. Bu hedefe ulaşmış projelere İstanbul’da da olsa teşvik verilmelidir. Bizim önerimiz ihracatın yüzde 5’i oranında bir teşviği öngörmektedir. TEŞVİK PİRİMİ: Demir- Çelik Üreticileri Derneği Sekreteri Veysel Yayan, yeni teşvik sisteminin verimliliği artırarak dünya ile rekabete açık bir yapıda üretim yapmaya olanak verecek şekilde düzenlemesi gerektiğini söylüyor. Türk Elektronik Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Ünal Alkan, Biz sadece Ar- Ge yatırımlarına destek istiyoruz. TÜBİTAK ve TTGT’ nin destekleri son derece yetersiz” diye konuşuyor. Bölgesel teşviklerden vazgeçilmesi gerektiği görüşünü savunan Alkan, sektörün üretimi İstanbul’da yaptığı için cezalandırıldığını söylüyor. Enformasyonun bu kadar önemli olduğu bir dönemde, sektörün teşvik uygulamalarından hiçbir şekilde yararlanamamasını eleştiren Alkan, Dünyada çoğu ülke örtülü olarak bu sektörü destekliyor. 2000 yılından bilgisayar altyapısının yenilenmesi şartken hala bu sektöre sırt çevrilmesini anlamak mümkün değil. Burada 1 triyon dolarlık bir pazardan söz ediyoruz. İhracat yapabilmemiz için yeni ürünlere yönelmemiz dolayısıyla Ar- Ge yatırımlarına gitmemiz gerekiyor diyor. KAPSAM GENİŞLETİLMELİ: Denizcilik sektöründe şimdiye kadar özellikle gemi inşa sanayiinin teşvik edildiğini hatırlatan Deniz Ticaret Odası Yönetin Kurulu Üyesi Halim Mete, yüzde 15 oranında verilen primin demi inşa sanayiini ayakta tuttuğunu, ancak vergi reformuyla birlikte bu teşviğin kaldırıldığını söylüyor. Gemi ihraç eden firmalar dahil hiçbir firmanın vergi reformundan sonra teşvik belgesi alamadığına dikkat çeken Mete, kredi bulmakta da güçlük çeken tersanelerin yakın zamanda durma noktasına geleceğini açıklıyor. Mete, OECD, AB ve ABD’nin tersane ve armatörlerine yüzde 6 ile yüzde 30 arasında değişen oranlarda prim desteği verdiğine değinerek, stratejik önemi olan, sermaye ve emeği yoğun olduğu bu sektörün desteklenmesi gerektiğini söylüyor. KRİZ KENDİSİ; Teşviklerin ekonomik gelişmelerden bağımsız olamayacağının belirten Deri Sanayicileri Derneği Başkanı Turgut Koşar, ciddi bir kriz ile karşı karşıya olan deri sektörüne bir an önce kriz kredisi verilmesini istiyor. Koşar, başarısını kanıtlamış bu sektörün uzun vadeli ve düşük faizli bir kredi ile kurtarılabileceğini söylüyor. Nakdi teşviklerin durma noktasına gelmesini eleştiren koşar, rekabet ettikleri ülkelerde firmaların yüzde 15’ lere varan oranlarda teşvik edildiklerini, Türkiye’ de ise bu oranın binde 4 seviyelerinde olduğunu açıklıyor. Ekonomik kriz sonrasında, sanayiciler yeniden canlanma yaşanması için teşviklere ağırlık verilmesinde ısrarlı. Sanayiciler ilk önce bir sanayi envanteri çıkarılmasını istiyorlar. Böylece atıl kapasitenin, ihtiyaç duyulan ürünlerin, yatırımların bölgesel koşullara uygunluğunun, bölge ve sektörlerin potansiyelinin, sektörlerin ihracat ve rekabet koşullarının belirlenmesinin gerektiğini vurguluyorlar. Teşviklerin bu envanterden çıkacak sonuçlara göre belirlenmesi durumunda kaynakların boşa akıtılmasının önüne geçilerek belli hedeflere ulaşılabileceğine dikkat çekiyorlar. Bu konuda belirli bir devlet politikası oluşturulması gerektiğine dikkat çeken sanayiciler, teşviklerin plan ve program dahilinde yürütülmesini savunuyorlar. Ekonomik gelişmelere paralel bir tutum sergilenmesi üzerinde duran sanayiciler, teknoloji içermeyen yatırımların teşvik edilmemesi konusunda birleşiyorlar. Bölgesel teşviklerden vazgeçilmesini, rekabet şansı ve ihracat potansiyeli olan, teknolojiye dayalı sektörlerin desteklenmesini, kalkınmada öncelikli illerde yapılan her yatırımın değil, bölgeye uygun sektör yatırımlarının desteklenmesini savunuyorlar. Kaynak:Ekonomist Dergisi |
|||
|
|
|
|
|
|